Yağmur Altında Çığlıklar

98,00

Güney kapı beldesini temelli terk ettikten sonra, asla çocukluk evine karşı bir bağlılık hissetmediğini düşünen genç Sun Guang Lin, yıllar sonra memleket topraklarına geri döndüğünde, doğduğu yerin büyük değişime uğramasına rağmen evinin yakınlarına yaklaşınca duygulanır, nostaljiden kendini alamaz.

Ünlü Yazar Yu Hua ününü ilk kez 1980’lerin sonlarında, kendisini Çin’deki avangart edebiyatın ön saflarına yerleştiren bir dizi kışkırtıcı kısa öykü ve kısa romanlar sayesinde kazandı. Elinizdeki bu kitap dışında, yazarın dünya dillerine çevrilen birçok eserleri arasından, üç ünlü romanı Türkçe’ye çevrilmiştir: Yaşamak, Kanını Satan Adam, Yedinci Gün.

Yağmur Altında Çığlıklar, Mao döneminde geçen çocukluk ve ergenliğine dair dağlayıcı ve melankolik bakış açısıyla, Yu Hua’nın diğer romanlarından kolayca ayrışır ve bazı eleştirmenlere göre de belki de onun gelmiş geçmiş en önemli başarılarından biridir.

Ortanca oğul Sun Guang Lin, önce başka bir beldede yaşayan bir aileye evlatlık olarak verilmiştir; 5 yıl sonra 12 yaşında, aile ocağına geri döner, çünkü evlat edinen aile büyük bir felaket yaşar. Sun Guang Lin’in gençliği dramatik deneyimlerle geçer; eve döndüğünde kendini sönmüş alevlerin ortasında bulur, ailenin evi yanar; köydeki bir düğün dehşet dolu bir sahneye dönüşür, aile üyelerinden birinin ölümü fırsatçı ve hinliklerle dolu ilişkilerin oluşmasına yol açar, aile içi sadakat buharlaşmaktadır… Baba küçük kardeşin ölümünün acısını ortanca çocuğu döverek çıkarmak ister.

Evlatlık verildiği için kendini hep aile çemberinin dışında hisseden ve her an ailesini etkileyecek bir felaket kaygısı içinde yaşayan genç adam, kurduğu sıkı arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinde de bu kaygı ve duygularından kendini kurtaramaz. Güney kapı beldesini temelli terk ettikten sonra, asla çocukluk evine karşı bir bağlılık hissetmediğini düşünen genç Sun Guang Lin, yıllar sonra memleket topraklarına geri döndüğünde, doğduğu yerin büyük değişime uğramasına rağmen evinin yakınlarına yaklaşınca duygulanır, nostaljiden kendini alamaz. Anılar yeniden canlanıp dile dökülmeye başladığında, kitabın anlatısındaki fantezi ve gerçeklik arasındaki sınırlar belirsizleşir, büyüleyici bir okuma keyfi verir.

“On yıl sonra, memleketim olan köye tek başıma dönerek Güneykapı’ya geri gittim. Güneykapı Beldesi, fabrika olarak yeniden doğmuş haliyle, ne artık akşam meltemiyle esen gece toprağının soluk kokusunu taşıyordu, ne de ürünlerin nazikçe hasat edilmesinin sesini duyabildim. Tüm değişimlere rağmen, eski evimin bir zamanlar tam olarak nerede olduğunu ve bir zamanlar göletin bulunduğu yeri saptayabildim. Yakınlaştıkça kalbimin hızlı hızlı atmasını engelleyemedim, çünkü ay ışığı çocukluğumun göletinin hâlâ yerinde durduğunu gösteriyordu. Görüş alanıma girince, beni bir heyecan aldı. Bu göletin hatırası daima bana teselli vermişti, ama şimdiki görüntüsü geçmişimin dokusuna hayat verdi. Yüzeyini kirleten döküntülere bakarken, göletin sadece bir teselli kaynağından daha fazlası olduğunu anladım; o daha çok, geçip gitmiş günlerin bir simgesiydi: hafızamla birlikte solup gitmekten çok, Güneykapı’daki yerine hâlâ inatla yapışmış, olup bitenleri hatırlatan ebedi bir andaç olacaktı…”

Yazar Yu Hua, romanın yaşandığı tarihsel arka planda Çin’in Kültür Devrimi dönemine, “ahlaki dönüşüm ve arınma” adına kişiler üzerindeki yoğun kuşatma ve dar görüşlere, değer yargılarına ciddi bir eleştiri getirmektedir.

“Su Yu ağır bir bedel ödedi, bir yıl çalışma yoluyla (Kültür Devrimi yıllarında aykırı davranışlardan arındırma ve ahlaki dönüşüm için verilen bir yaptırım, E.N.) eğitim yoluyla dönüştürme cezasına çarptırıldı. Okuldan ayrılmadan önceki gün, üzerinde “Su Yu, Bir Serseri” yazan tahta bir plaka boynuna asılı halde okulun oyun alanının yanındaki kürsüye çıkartıldı ve arkadaşlarına teşhir edildi. Çok iyi tanıdığım bazı sınıf arkadaşlarının her biri ellerinde bir sayfa kâğıtla kürsüye koşup, Su Yu’nun suçuna ağır hakaretler yağdırırken onları seyrettim.”

Roman genç bir adamın yaşamına odaklanırken, aynı zamanda büyükbabanın hayat öyküsü içinde, 20. yüzyılın son dört neslinin yaşantıları ve dönemeçlerine dair kesitlerde, geleneksel taş ocağı işçiliği ve köprü yapımından ileri tekniğe geçişin gerçekleştiği günlere doğru okuru bir zaman tünelinde yolculuğa çıkarır, değişim dönemlerinde yaşayan insanların yaşantılarındaki ve geçim koşullarındaki farklılıkları sergiler.

“Bu arada büyükbabam, gururlu ve öz-güvenli Sun Youyuan, tıpkı kendisinden önce babasının yaptığı gibi, bir taş ustaları ekibini yönetti ve atalarının kurduğu işi sürdürdü. Fakat ünlü olduğu günleri kısa olacaktı; Bir grup köylüden hizmetlerinin karşılığını ödemek için para toplanmıştı ve büyükbabam da artık zorluklar karşısında fazla seçici değildi. Bir zamanlar Sun’lar etkileyici ölçeklere sahip kemerli köprülerin yapımında uzmanlaşmışlardı, ancak artık savaş ve ekonomik kriz nedeniyle işler artık o kadar kötüydü ki, büyük baba Sun Youyuan küçük bir köprüyü yapma işini dahi kabul edecek duruma gelmişti.”

Cilt

Ciltsiz

Ürün bilgisi

Ciltsiz

2019

294 sayfa

ISBN: 9786059914051

Değerlendirmeler

Henüz değerlendirme yapılmadı.

“Yağmur Altında Çığlıklar” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir