Dünya Sosyalizmi: Dünü, Bugünü ve Geleceği kitabımız Mustafa Suphi Vakfı’nda okurlarla buluştu. Kitabın İngilizce baskısı da hazırlanıyor. Aşağıda, söyleşiye katılamayan okurlarımız için yazar ve editörün yaptığı konuşmaları sunuyoruz.

Lansman

Kitabın yazarı Dr. Çay Şangcin‘in konuşması

Hanımefendiler, beyefendiler, herkese merhabalar!

Ben, Dünya Sosyalizmi: Dünü, Bugünü ve Geleceği adlı kitabının yazarı Çay Şangcin. Bugünkü kitap söyleşisine katılıp bu eseri kaleme alırken edindiğim naçizane deneyim ve bilgileri sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Öncelikle, kitabın yayımlanması için büyük emek veren Çağdaş Dünya Yayınevi Müdür Yardımcısı ve kitabın editörü Sayın Liu Cüen Cüen’e teşekkür etmek isterim. Ardından, eserin İngilizce ve Türkçeye çevrilerek yayımlanmasına vesile olan ve desteklerini esirgemeyen Canut Yayınevi‘nden dostlarımıza şükranlarımı sunar; bugünkü söyleşiye teşrif eden herkese teşekkür ederim.

Bu kitabı neden yazdım? Baş nedenlerin biri, Çin Komünist Partisi’nin 100. kuruluş yıldönümünü kutlamaktır. Bir diğeri ise, uzun yıllardır sosyalizm üzerine yürüttüğüm araştırmaları akademik bir bütünlük içinde özetleme isteğimdir. Kırk yılı aşkın süredir sosyalist teori üzerine çalışıyorum; Çin’in reform ve dışa açılma sürecinin başlangıcına ve başarılarına tanıklık ettim, aynı zamanda Çin’e özgü sosyalizm teorisinin gelişimini ve olgunlaşmasını da yaşadım. Uzun zamandır sosyalizm üzerine çalışmama, özellikle de dünya sosyalizmi düşünce akımının dinamiklerine odaklanmama; yüzün üzerinde teorik makale yayımlamış ve birçok akademik eser kaleme almış olmama rağmen, dünya sosyalizminin tarihini ve güncelliğini sistematik biçimde sunan bir eser, yani bir monografi yazmamıştım.

Dr. Çay Şangcin
Yazar Dr. Çay Şangcin

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Xi Jinping bir konuşmasında şuna işaret etmiştir: İçinde bulunduğumuz çağ, Marx’ın yaşadığı döneme kıyasla büyük ve derin değişimler geçirmiş olsa da, dünya sosyalizminin 500 yıllık geniş perspektifinden bakıldığında hâlâ Marx’ın işaret ettiği tarihsel çağın içindeyiz. Marksizme olan sarsılmaz güvenimizin ve sosyalizmin zaferine olan inancımızın bilimsel temeli budur. Bu değerlendirmeye tamamen katılıyorum. Aynı zamanda, dünyaya böyle bir çağ anlayışı ve tarih ufkuyla bakmamız gerektiğini; dünya sosyalizminin gelişiminin tarihsel seyrini, bugünkü durumunu ve gidişatını doğru bir şekilde anlamamız ve derinlikli bir şekilde kavramamız gerektiğini düşünüyorum.

2021 yılı, partimizin 100. kuruluş yıl dönümüydü. Dünya sosyalizmi üzerine araştırmalara kendini adamış bir teorisyen olarak, Çin halkının Çin Komünist Partisi’nin önderliğinde inşa ettiği Çin’e özgü sosyalizm davasının, dünya sosyalizminin dipten çıkıp canlanmasında büyük etkisi olacağına inanıyorum. Nitekim, uzun yıllardır izlediğim ve araştırdığım yabancı komünist partiler ve dünya sosyalizmi konusuna ilişkin düşüncelerimi konu başlıklarına göre işleyerek bu kitabı kaleme aldım.

Dünya Sosyalizmi Lansman

Şimdi kısaca eserin içeriğini kısaca tanıtmak istiyorum:

Eser, üç kısım ve on bir bölümden oluşuyor.

Birinci Başlık: Yüzyıldır Görülmemiş Büyük Değişim ve Dünya Sosyalizminin Gelişim Süreci

Bu başlığın ilk bölümünde, esas itibariyle, sosyalizm düşüncesinin ütopyadan (düşten) bilime, evrenselden özgüle uzanan tarihsel süreci tanıtılıyor.

Sosyalizm yalnızca bir düşünce akımı veya öğreti değil, aynı zamanda dünya çapında bir devrimci hareket ve pek çok insanın hasret çektiği bir toplumsal sistemdir. 500 yıl önceki sosyalizm, öykü ve romanlar şeklinde doğmuş; yazarları, o sıralar “koyunların insanları yediği”, kapitalizmin, insanın insanı sömürdüğü eşitsiz toplumsal gerçekliğin amansız bir eleştirisini yapmışlardı. 1840’larda Marx ve Engels, ütopik sosyalizmin mantıklı çekirdeğini aldılar ve kapitalizmin temel çelişkilerinin sistemli ve derinlikli bir analizi temelinde dünyaya komünist toplumun güzel geleceğini sergilediler ki sosyalizm düşlerden bilime dönüştü. Rus düşünür ve devrimci Lenin ise Marx ve Engels’in kurduğu bilimsel sosyalizm teorisini pratiğe döktü; proletarya partisine önderlik ederek Ekim Devrimi’ni zafere ulaştırdı ve dünyadaki ilk sosyalist devleti kurarak proleter devrimler çağını başlattı. Ekim Devrimi’nin rüzgarıyla Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya-Afrika-Latin Amerika’da komünist ve sol partiler peş peşe kurularak halklarına öncülük etti ve sosyalizmin yüzyıllık mücadele serüvenini başlattılar. Yüz yılı aşkın bu pratik süreç Marksizmin doğruluğunu (hakikatini) durmaksızın kanıtlıyor.

Birinci başlığın ikinci bölümü, ağırlıklı olarak sosyalist siyasal sistemin yüzyıllık tarihsel evrimini ve bu süreçten çıkarılan dersleri ele alıyor.

İlkin, Marksist-Leninist devlet öğretisinin sosyalist siyasal sistemin inşasına nasıl sağlam bir temel oluşturduğunu etraflıca tartışılıyor.

Ardından, Sovyetler Birliği’nin sosyalist siyasal sistemi ve Çin’in inşa ettiği sosyalist devlet sistemi ayrı ayrı tanıtılıyor.

Sonrasında ise sosyalist siyasal sistemin yüzyıllık gelişimindeki başlıca deneyimler tanıtılıyor: 1) bilimsel sosyalizmin esaslarını kararlılıkla savunmak; 2) Devlet iktidarında komünist partinin önder konumunu kararlılıkla sürdürmek; 3) demokrasi—merkeziyetçilik ilişkisini doğru ele almak; 4) ulusal—enternasyonal ilişkisini doğru ele almak; 5) sosyalizmin üstünlüğünü sistem avantajlarıyla gözler önüne sermektir.

Birinci başlığın üçüncü bölümü, esas itibariyle, yüzyıldır görülmemiş Büyük Değişim’i ve günümüz kapitalizmindeki yeni değişiklikleri tanıtıyor.

Örneğin yüzyıldır görülmemiş Büyük Değişim, Batı ülkelerindeki ekonomik ve toplumsal çelişkileri körüklemiş, aşırı popülizm Batı’daki siyasi kutuplaşmayı ve toplumsal yarılmayı şiddetlendirmiştir; Avrupa ve Amerika’daki kapitalist sistem giderek büyüyen krizlerle ve değişim baskısıyla yüz yüze gelmiştir. Aynı zamanda, yüzyıldır görülmemiş Büyük Değişim, farklı toplumsal sistemler ve kalkınma modelleri arasındaki rekabeti de kızıştırmıştır; bugün dünyada “kapitalizmin güçlü, sosyalizmin zayıf” olduğu yapı kökten değişmemiş olsa da, sosyalist sistemin kapitalizme kıyasla sahip olduğu avantajlar giderek daha belli hale gelmektedir.

İkinci Başlık: Yüzyıldır Görülmemiş Büyük Değişim ve Komünist Partilerin Yeni Arayışları

Bu başlığın ilk bölümünde Vietnam, Demokratik Kore, Laos ve Küba’nın sosyalizm araştırma pratikleri tanıtılıyor.

İkinci bölümde ise Asya, Afrika ve Latin Amerika’da iktidarda olmayan komünist partilerin sosyalist teori arayışları tanıtılıyor. İktidarda olmayan bu komünist partilerin teorilerindeki değişim süreci beş aşamada inceleniyor: Ekim Devrimi’nin zaferinden İkinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönem, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sosyalist kampın bölünmesine kadar olan dönem, 1960’lardan Doğu Avrupa’daki ani değişim ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının öncesine dek olan dönem ve ardından gelen dönem ve 2008 uluslararası finans krizinden günümüze dek olan dönem.

Başlığın sonunda ise Çin Komünist Partisi ile yabancı komünist partiler arasındaki ilişkilerin tarihsel evrimi ve başlıca deneyimleri tanıtılıyor.

Üçüncü Başlık: Yüzyıldır Görülmemiş Büyük Değişim ve Dünya Sosyalizminin Gelişme Ufku

Bu başlığın ilk bölümünde, yüzyıldır görülmemiş büyük değişim ve dünya sosyalizminin yeni yapısı üzerinde duruluyor; Avrupa ve Amerika’daki “Milenyum Sosyalizmi” hadisesi, Batı’da durmaksızın tırmanan “Marx çılgınlığı”, çeşitli “yeni sosyalizm” akımlarının yükselişi, komünist partilerin dünya sosyalist hareketindeki önemli rolü, Yeni Çağ (Dönem) Çin’e Özgü Sosyalizm ve Çin tarzı modernleşmenin yolunu açtığı insan medeniyetinin yeni biçimi, günümüz dünya sosyalizminin hâlâ karşı konulamaz bir çekiciliğe sahip olması gibi konular ayrı ayrı tanıtılıyor.

Bu başlığın ikinci bölümü, çeşitli ülkelerdeki komünist partilerin ve sol güçlerin gelişimindeki yeni eğilimlerin ve karakteristik özelliklerin kısa bir özetini sunuyor.

Başlığın son bölümü ise dünya sosyalizminin gelişiminin yüz yüze olduğu fırsatları, meydan okumaları ve gelişme ufkunu analiz ediyor. Geleceğe baktığımızda, sosyalizmin giderek yerelleştiğini ve ulusallaştığını; barışçıl kalkınma, kazan-kazan iş birliği ve insanlığın kader topluluğu inşası yönündeki çağ akımlarının dünya sosyalist güçlerinin gelişip büyümesini teşvik ettiğini; sosyalizmin, kendi avantajlarını durmaksızın ilerletmek yoluyla kapitalizmin yerini alabileceğini; Yeni Çağ (Dönem) Çin’e Özgü Sosyalizm’in dünya sosyalizminin yeniden canlanışının belkemiği olacağını ve Çin tarzı modernleşmenin 21. yüzyıl sosyalizmine aydınlık bir ufuk açacağını görüyoruz.

Bu özgün metin, kapsamı son derece geniş bir konuyu ele almaktadır; dünya sosyalizminin tarihsel seyri, mevcut durumu ve gelecekteki eğilimleri gibi birçok yönü içermektedir. Ancak benim bilgi ve yetkinliğim sınırlı olduğundan, bu alanlarda derinlemesine ve kapsamlı bir inceleme sunmam mümkün değildir. Bu nedenle bu çalışma ancak bir “kapı aralama” mahiyetindedir—yani bir tartışma başlatma, sorular ortaya koyma çabasıdır. Ümidim, bu kitabın siz değerli araştırmacıların merakını uyandırması ve düşüncelerini tetiklemesidir. Daha fazla meslektaşımızın dünya sosyalizminin bugünü ve geleceğine ilgi ve alâka göstermesini; insanlığın barışı, güvenliği, ilerlemesi ve refahı için daha büyük katkılar sunmasını temenni ederim.

Hepinize teşekkür ederim!

Kitabın Çince Editörü Liu Cüen Cüen’in Konuşması

Saygıdeğer konuklar, değerli akademisyenler, sevgili dostlar,

Herkese merhaba!

Çağdaş Dünya Yayınları’nın bir temsilcisi olarak, Avrupa ile Asya’yı kucaklayan, medeniyetleri buluşturan Türkiye’de sizlerle bir araya gelmekten ve Dünya Sosyalizmi: Dünü, Bugünü ve Geleceği adlı eserin Türkçe baskısının lansmanına hep birlikte tanıklık etmekten büyük bir onur duyuyorum.

Şu an üzerinde bulunduğumuz bu topraklar, hem köklü bir sol hareket geleneğine sahiptir hem de her daim bağımsız bir kalkınma yolunun arayışı içinde olmuştur. İşte bu kitap, tam da insanlığın istikbalini önemseyen ve toplumun geleceğini düşünen tüm dostlara ithaf edilmiştir.

Bu değerli eseri Türkçe kazandırarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan Canut Yayınevi’ne şükranlarımı sunuyorum. Bu kitabın yayın sürecini başından sonuna kadar takip eden bir editör olarak, sizlerle iki hususta düşüncelerimizi paylaşmak istiyorum: Bu kitabın yayımlanmasının anlam ve önemi ve benim gözümde kitabın değeri.

1. Bu kitap niçin yazıldı?

Bu kitabın yayınlanması, güçlü bir çağ algısından kaynaklanmaktadır: Bugün dünya, sosyalizmi yeniden anlamaya her zamankinden daha fazla muhtaçtır.

Geçtiğimiz yıllarda küresel salgın, ekonomik kriz ve jeopolitik çatışmaların iç içe geçmesiyle, Batı sisteminin efsanesi söndü. Gelir makasının açılması, toplumsal yarılmanın şiddetlenmesi ve yönetişim modellerinin iflası, evrensel çıkmazlar haline geldi. Giderek daha fazla insan şu soruları sormaya başladı: Kapitalizmden çıkış yolu nerede? İnsanlık için daha adil ve daha sürdürülebilir bir seçenek yok mu? Sosyalizm neyin nesidir? Nasıl bir tarihsel süreçten geçmiştir? Ve bugün geldiği nokta nedir?

Türkiye ve Batı Asya-Kuzey Afrika bölgesi ise, dünya sosyalist hareketinin önemli sahneleridir. Geçmişteki Arap sosyalizminden, bugünkü Türkiye Komünist Partisi, İşçi Partisi ve diğer sol güçlerin sağlam duruş ve arayışlarına; ulusal bağımsızlık hareketindeki sosyalist akımdan, bugünkü gelişmekte olan ülkelerin bağımsız modernleşme çabalarına, bu topraklardaki pratikler, dünya sosyalizminin çeşitliliğinin en canlı ete kemiğe bürünmüş hâlidir.

İşte böyle bir bağlamda, yazar Dr. Çay Şangcin ile el ele vererek, birkaç yıl süren titiz bir çalışma sürecinin ardından, dünya sosyalizminin 500 yıllık serüvenini sistemli biçimde ele alan ve yüzyıldır görülmemiş Büyük Değişim’e odaklanan bu eseri tamamlamış bulunuyoruz. Umuyoruz ki, bu kitap bir köprü olsun; geçmiş ile günceli, teori ile pratiği, Çin ile dünyayı ve de Çin medeniyeti ile Türk medeniyetini birbirine bağlayan bir köprü…

Bu kitabın yayımlanmasının amacı, belirli bir sonucu telkin etmek değil; nesnel, kapsamlı ve küresel bir perspektife dayanan bir araştırmanın bulgularını sunmak, toplumun ilerlemesini önemseyen insanların, sosyalizmin ütopyadan bilime, tek ülkeden çok ülkeye, tek tip modelden çeşitli arayışlara uzanan “tüm hikâyesini” görmesini; çeşitli ülkelerdeki sol güçlerin, akademisyenlerin ve gençlerin birbirlerinin deneyimlerinde yankı ve ilham bulmasını sağlamaktır.

2. Editörlerin gözünde kitabın değeri

Editörler olarak, bugüne kadar pek çok benzer eser elimizden geçti. Ancak bu eserin değerinin benzersiz olduğuna inanıyorum. Bunu üç “gerçekten” başlığı altında özetlemek isterim:

1) Bu kitap gerçekten sistematik bir düşünüş ete kemiğe büründürüyor. Kitap, dünya sosyalizminin 500 yıllık gelişimini ana eksen edinerek, sosyalizmin ütopyadan bilime, teoriden pratiğe, tek ülkeden çok ülkeye, tek tip modelden çeşitli arayışlara uzanan tüm süreçleri eksiksiz biçimde toparlamış, dünya sosyalizminin tarihsel evrimini, sistem değişikliklerini, ülke pratiklerini, hareket yasalarını ve gelecek manzarasını sistematik olarak aydınlatmıştır. Kitap, hem tarihsel süreci gözden geçiriyor hem de deneyim ve dersleri özetliyor; hem teorik kökenleri tahlil ediyor hem de güncel gelişmelere ışık tutuyor; teorik evrimin yanı sıra kurumsal-sistemsel değişimi, parti siyasetini ve toplumsal hareketleri de mercek altına alıyor. Kapsamı yalnızca Çin, Vietnam, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Laos ve Küba olmak üzere beş sosyalist ülkeyi değil; aynı zamanda gelişmiş ülkelerdeki komünist partileri, gelişmekte olan ülkelerdeki sol güçleri ve Batı Asya-Kuzey Afrika bölgesindeki sosyalist akımları da içermektedir. Özetle bu kitap, tarih—teori—pratik üçlemesine dayalı sistematik bir düşünüşü ete kemiğe büründürüp, dünya sosyalizmini anlamak için kapsamlı ve sistematik bir akademik çerçeve sunmaktadır.

2) Bu kitap gerçekten bütüncül bir bakış sergiliyor. Kitap, yüzyıldır görülmemiş Büyük Değişim üzerine oturarak “tek ülke bakış açısı”ndan sıyrılmış ve meseleleri dünya sosyalizminin bütünsel yapısı içinde ele almıştır. Okura tüm berraklığıyla şunu anlatmaktadır: Bugünün dünya sosyalizmi, geçmişteki “tek merkez, tek model” değil, ulusal ile enternasyonalin veya ulusal karakter ile enternasyonal karakterin birliğidir, evrensellik ile çeşitliliğin birleştiği, bütünleştiği yeni bir aşamadır. Burada, büyük bir araştırma ufkunun ve bütüncül bir bakış ete kemiğe bürünmüştür.

Kitap, tarihi parçalara ayırmaz, pratiği göz ardı etmez, ülkelerle sınırlı kalmaz ve olgulardan kaçınmaz, Çin’e özgü sosyalizmin dünya sosyalizminin önemli bir bileşeni olduğunu tanır, kabul eder, fakat her ülke kendi yolundan gitme hakkına ve yetisine sahiptir. İşte bu kapsayıcı, açık ve farklılıklara saygı gösteren duruş, bu kitabı yayımlamayı seçmemizin en önemli gerekçelerinden biridir.

3) Bu kitap gerçekten küresel sorunlara yanıt veriyor. Bugün dünyadaki zengin-fakir ayrımı, toplumsal yarılma, yönetim açığı, sistemsel darboğaz gibi ortak meydan okumalar karşısında kitap, günümüz insan toplumunun karşı karşıya olduğu en temel sorularla doğrudan yüzleşiyor: İnsanlık nereye gidiyor? Modernleşmenin tek bir yolu mu var? Toplumsal gelişme adaleti ve hakkaniyeti nasıl sağlayabilir? Kitap, sosyalizmin insanlığın ilerlemesi için neden hala önemli bir seçenek olduğunu, gelişmekte olan ülkelerin bağımsız modernleşme yollarını nasıl araştırabileceği ve farklı sistemlerin nasıl bir arada var olup ortaklaşa kazanabileceği gibi çağ meselelerine derinlemesine cevaplar veriyor. Dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin geleceği düşünmeleri, değişimlere yanıt vermeleri ve yollarını seçmeleri için son derece gerçekçi pratik referanslar ve dersler sunuyor.

3. Çağdaş Dünya Yayınevi hakkında

Değerli dostlar, bir Türk atasözü vardır: “Yolun sonu, düşüncenin başıdır.” Dünya Sosyalizmi: Dünü, Bugünü ve Geleceği kitabı bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu kitabı, statükodan memnun olmayan ve daha iyi bir toplum arayan herkese; ideallerinde direnen solcu dostlarıma; ve Çin-Türk dostluğuna ve medeniyetler arası karşılıklı öğrenmeye kendini adamış herkese ithaf etmek istiyorum.

Bu kitabın yayıncısı olarak, size Çağdaş Dünya Yayınevi’ni tanıtmak isterim. Çağdaş Dünya Yayınevi, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Uluslararası İlişkiler Dairesi’nin denetimi ve yönetimi altında faaliyet gösteren merkezi düzeyde bir yayınevidir. ÇKP’yi takip eden birçok kişi ÇKP Merkez Komitesi Uluslararası İlişkiler Dairesi’ni bilir; bu daire, 1951 yılında kurulmuş olup, parti diplomasisi ve uluslararası ilişkilerden sorumlu ÇKP dairesidir. Uluslararası İlişkiler Dairesi’nin misyonu, siyasi partileri köprü olarak kullanarak, ÇKP ile dünya genelindeki siyasi partiler ve örgütler arasında eşit alışverişi teşvik etmektir. Ayrıca ÇKP’nin “Dışişleri Bakanlığı” olarak da bilinir ve şu anda dünya genelinde 160’tan fazla ülke ve bölgedeki 600’den fazla siyasi partiyle kapsamlı temaslar kurmuştur. Uluslararası İlişkiler Dairesi, uzun zamandır Çin ile dünya arasında karşılıklı anlayışı artırmaya, farklı medeniyetlere, sistemlere ve kalkınma yollarına sahip ülkeler arasında eşit diyaloğu, karşılıklı öğrenmeyi ve ortak kalkınmayı teşvik etmeye ve dünya barışına ve insanlığın ilerlemesine katkıda bulunmaya kendini adamıştır.

1993 yılında kurulan yayınevi, siyasi partiler, uluslararası politika, sosyalizm araştırmaları, küresel yönetişim ve Çin’e özgü sosyalizm gibi alanlarda araştırma ve yayıncılığa odaklanmaktadır.

Deniz Kızılçeç

Çağdaş Dünya Yayınevi, her daim “Çağı Dikkatle İzlemek, Çin’e Tutunmak, Dünyaya Bakmak” gayesine bağlı kalmıştır. Bir yandan Çin’in kalkınma felsefesini, yönetim deneyimlerini ve Çin Komünist Partisi’nin yönetme pratiğini dünyaya objektif ve kapsamlı bir şekilde tanıtırken; diğer yandan da çeşitli ülkelerin seçkin entelektüel ürünlerini, kalkınma deneyimlerini ve akademik araştırmalarını Çinli okuyuculara sunarak, Çin ile dünya arasında karşılıklı anlayış ve öğrenme için entelektüel köprüler ve kültürel bağlar kurmaktadır.

Uzun yıllardan beri, Çağdaş Dünya Yayınevi, Çin’in ve Çin Komünist Partisi’nin öyküsünü dünyaya doğru anlatmak, sosyalist idealleri ve kalkınma deneyimlerini paylaşmak ve Çin ile yabancı medeniyetler arasında akademik diyaloğu ve karşılıklı öğrenmeyi teşvik etmek için önemli bir pencere olmuştur. Uluslararası alanda etkili çok sayıda akademik eser ve teorik ürün yayınlamıştır. Bugün sizlere tanıttığımız Dünya Sosyalizmi: Dünü, Bugünü ve Geleceği, bunun temsili bir örneğidir. İyi kitapların ulusal sınırları, dilleri ve ayrılıkları aşabileceğine, gerçeğin ve umudun daha fazla insan tarafından görülmesine olanak sağlayacağına inanıyoruz. Ayrıca bu kitabın, Çin ve Türkiye arasında akademik değişim ve entelektüel diyalog için küçük bir bağ görevi görmesini, karşılıklı alışveriş içinde birbirimizden öğrenmeyi ve arayışlar içinde birlikte yol almayı umuyoruz.

Son olarak, bu kitabı çevirerek Türkiye’ye tanıtan Canut Yayınevi’ne, özverisi ve emeği için Dr. Çay Şangcin’e, katılan tüm konuklara ve destekleri için Türk dostlarımıza teşekkür etmek istiyorum!

Herkese teşekkürler!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir